Sizin En Hayırlınız Kur'ân-ı
Öğrenen ve Öğreteninizdir.

Yasin Suresi (Yasin Süresi)

Yasin Suresi adını ilk ayette bulunan iki haftten almıştır. Yasin Suresi Kur'an'ın kalbi, en büyük sure olarak zikredilmektedir. Yasin süresi sıkıntıları ve kötülükleri uzaklaştıran, kalbi feraha ulaştıran bir suredir. Peygamberimizden Yasin Suresi hakkında bir çok rivayet gelmiştir. Peygamberimiz S.a.v Hastalarınıza, ölüm döşeğinde olanlara ve ölülerinize Yasin okuyun buyurmuştur. Bu hadislere nazaran günümüzde ölülerimiz için düzenlenen mevlitlerde genellikle Yasin süresi okunmaktadır. Yasin süresini yanlızca ölülerimiz için okumamız doğru değildir. Kur'an'ın inme sebebi, bizlere dünyada iken sakınmamız gereken şeyleri doğru olan şeyleri Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmek için inmiştir. Yasin suresini arapça haliyle okumanın yanında meallerinide okumalıyız Allah Peygambere ve insanlara ne buyurmuş bunlarıda bilmeliyiz.

Yasin Suresi Kur'an'ın kalbi olarak isimlendirildiği ve hikmetlerinin fazla olması sebebiyle bu sureye daha fazla önem verilmiştir. Hayatımızın her anı Kur'an olsun Yasin Suresi olsun İnşallah.

Yasin Suresini arapça orjinal hattan okumak isterseniz Yasin Oku sitemizden okuyabilirsiniz. Buradaki latin harfle vermemizin sebebi Arapça okuyamayanlara kolaylık olması şartıyladır.

Yasin Suresi dinle

Yasin Suresi okunuşu

Bismillâhirrahmanirrahim

  1. Yasin
  2. Vel kur'anil hakim
  3. İnneke le minel murselin
  4. Ala sıratim mustekim
  5. Tenziylel azizir rahim
  6. Li tunzira kavmem ma unzira abauhum fehum ğafilun
  7. Le kad hakkal kavlu ala ekserihim fehum la yu'minun
  8. İnna cealna fi a'nakihim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehum mukmehun
  9. Ve cealna min beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahum fehum la yubsirun
  10. Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun
  11. İnnema tunziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğaybi fe beşşirhu bi mağfirativ ve ecrin kerim
  12. İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarahum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamim mubin
  13. Vadrib lehum meselen ashabel karyeti iz caehel murselun
  14. İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun
  15. Kalu ma entum illa beşerum misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun
  16. Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun
  17. Ve ma aleyna illel belağul mubin
  18. Kalu inna tetayyarna bikum leil lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim
  19. Kalu tairukum meakum ein zukkirtum bel entum kavmum musrifun
  20. Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin
  21. İttebiu mel la yes'elukum ecrav vehum muhtedun
  22. Ve ma liye la a'budullezı fetaranı ve ileyhi turceun
  23. E ettehızu min dunihi aliheten iy yuridnir rahmanu bi durril la tuğni anni şefaatuhum şey'ev ve la yunkizun
  24. İnni izel le fi dalalim mubin
  25. İnni amentu bi rabbikum fesmeun
  26. Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmi ya'lemun
  27. Bima ğafera li rabbi ve cealeni minel mukramin
  28. Ve ma enzelna ala kavmihi mim ba'dihi min cundim mines semai ve ma kunna munzilin
  29. İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hum hamidun
  30. Ya hasraten alel ibadi ma ye'tihim mir rasulin illa kanu bihi yestehziun
  31. Elem yerav kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yarciun
  32. Ve in kullul lemma cemi'ul ledeyna muhdarun
  33. Ve ayetul lehumul erdul meytetu ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhu ye'kulun
  34. Ve cealna fiha cennatim min nahiliv ve a'nabiv ve feccerna fiha minel uyun
  35. Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim efela yeşkurun
  36. Subhanellezi halekal ezvace kulleha mimma tumbitul erdu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun
  37. Ve ayetul lehumul leylu neslehu minhun nehara fe iza hum muzlimun
  38. Veş şemsu tecri li mustekarril leha zalike takdirul azizil alim
  39. Vel kamera kaddernahu menazile hatta ade kel urcunil kadim
  40. Leşşemsu yembeği leha en tudrikel kamera velel leylu sabikun nehari ve kullun fi feleki yesbehun
  41. Ve ayetul lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun
  42. Ve halakna lehum mim mislihi ma yarkebun
  43. Ve in neşe' nuğrikhum fela sariha lehum velahum yunkazun
  44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hin
  45. Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun
  46. Ve ma te'tihim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin
  47. Ve iza kile lehum enfiku mimma razekakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu enut'imu mel lev yeşaullahu at'amehu in entum illa fi dalalim mubin
  48. Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin
  49. Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzuhum vehum yehissimun
  50. Fela yesteti'une tevsiyetev ve la ila ehlihim yarciun
  51. Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun
  52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanu ve sadekal murselun
  53. İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hum cemi'ul ledeyna muhdarun
  54. Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'ev vela tuczevne illa ma kuntum ta'melun
  55. İnne ashabel cennetil yevme fi şuğulin fakihun
  56. Hum ve ezvacuhum fi zilalin alel eraiki muttekiun
  57. Lehum fiha fakihetuv ve lehum ma yeddeun
  58. Selamun kavlem mir rabbir rahim
  59. Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun
  60. Elem a'hed ileykum ya beni ademe el la ta'buduş şeytane innehu lekum aduvvum mubin
  61. Ve eni'buduni haza sıratum mustekim
  62. Ve lekad edalle minkum cibillen kesiran efelem tekunu ta'kilun
  63. Hazihi cehennemulleti kuntum tuadun
  64. İslevhel yevme bima kuntum tekfurun
  65. El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bimakanu yeksibun
  66. Velev neşau letamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsirun
  67. Velev neşau le mesahnahum ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yârciun
  68. Ve men nuammirhu nunekkishu fil halki efela ya'kilun
  69. Ve ma allemnahuş şi'ra ve ma yembeği lehu in huve illa zikruv ve kur'anum mubin
  70. Li yunzira men kane hayyave ve yehikkal kavlu alel kafirin
  71. E ve lem yerav enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fehum leha malikun
  72. Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun
  73. Ve lehum fiha menafiu ve meşarib efela yeşkurun
  74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehum yunsarun
  75. La yesteti'une nasrahum vehum lehum cundum muhdarun
  76. Fela yahzunke kavluhum inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun
  77. Evelem yeral insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin
  78. Ve darabe lena meselev ve nesiye halkahu kale men yuhyil izame ve hiye ramim
  79. Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merrati ve huve bi kulli halkin alim
  80. Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdari naran fe iza entum minhu tukidun
  81. Eveleysellezi halekas semavati vel erda bi kadirin ala en yahluka mislehum bela ve huvel hallakul alim
  82. İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun
  83. Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'iv ve ileyhi turceun

Yâsîn Suresi anlamı

  1. Yâ Sîn.
  2. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki,
  3. Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin.
  4. Dosdoğru bir yol üzeresin.
  5. Kur'an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
  6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.
  7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
  8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
  9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
  10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
  11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
  12. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
  13. (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
  14. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
  15. Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
  16. (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
  17. "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
  18. Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
  19. Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
  20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
  21. "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
  22. "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
  23. "O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
  24. "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
  25. "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
  26. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine) Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
  27. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını.
  28. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
  29. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
  30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
  31. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
  32. Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
  33. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
  34. Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinden sular fışkırttık;
  35. Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  36. Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
  37. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
  38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.
  39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
  40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
  41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
  42. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
  43. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
  44. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
  45. Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
  46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
  47. Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
  48. "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
  49. Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
  50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
  51. Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
  52. Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
  53. Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
  54. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
  55. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
  56. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
  57. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
  58. Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).
  59. (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
  60. "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
  61. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
  62. "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
  63. "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
  64. "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
  65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
  66. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
  67. Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
  68. Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
  69. Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
  70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.
  71. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
  72. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
  73. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  74. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.
  75. Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.
  76. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
  77. İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
  78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
  79. De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
  80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
  81. Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
  82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
  83. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

İlginizi çekebilir


İletişim - Künye

© 2008 - 2019 Kur'an Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizin hostingi sponsorumuz olan Markum Bilişim Teknolojileri tarafından sağlanmaktadır.