Sizin En Hayırlınız Kur'ân-ı
Öğrenen ve Öğreteninizdir.

Kur'an Portalı

İnternetin hayatımızı bu kadar etkisi altına aldığı bu zamanda pek faydası olmayan gereksiz bilgilerle bizi meşgul etmesine izin vermeyelim. Beni burda yalnız bırakmayın. Bu sayfada azda olsa faydasının olabileceğini düşündüğüm ve sizi sıkmayacak birkaç bilgi paylaşıp interneti daha faydalı bir hale getirmeye çalışıyorum. Birkaç konuya göz atmanızı istiyorum. Bu sayfayı paylaşarak destek olmanız beni daha da memnun edecektir. Biliyorum ki ben burda yalnız değilim.

 

İSTEMEZ MİSİN EY ÖMER?

İSTEMEZ MİSİN EY ÖMER?

Hz. Ömer (ra), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de, içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardı. İşte Allah Resûlü'n odasında bulunan eşyalar bundan ibaretti. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (ra)'in hıçkırıkları O'nu (asm) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (ra) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (s.a.v.) hayretle sorar:

Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?

Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuş iken sen ki Allah'ın Elçisisin... İzin versen de, biz de seni...

Maksat anlaşılmıştır, Allah'ın Elçisi (asm), gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve şu ayeti okur.

"Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı "(Ankebut, 29/64) ayetini okuduktan sonra ekler:

“İstemez misin ey Ömer? Dünya onların olsun, ahiret te bizim!..”

İlginizi çekebilir


© 2008 - 2019 Kur'an Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır.