Sizin En Hayırlınız
Kur'ân-ı Öğrenen ve Öğreteninizdir
Kuran Sitesi Facebook Logo
FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN
DİNİ BİLMEYEN DİNİNİ YAŞAYAMAZ
İnternetteki En Güvenilir Bilgi Kaynağınız.

Kur'an Sitesi

 
Felâk - Nas
Sureleri
Nazardan KorunmaNazar Duası Nazardan Korunma
Bereket DuasıBereket Duası Karınca Duası
Ayetel KürsiEn Çok Okunan
Ayet - Ayetel Kürsi
Cuma NamazıCuma Namazı Bilmedikleriniz
 

 

     Peygamberlik ve Vahiy

Peygamberlik ve vahiy birbirinden ayrılmayan iki kavramdır. Allah'tan vahiy almayan peygamber düşünülemez. Yüce Allah, emir, yasak, hüküm ve haberlerini peygamberine vahyetmek suretiyle yarattığı insanlara diledi­ğini bildirir.
Sözlükte "gizli konuşma, gönderme, emir, işaret, ilham" gibi anlamlara gelen vahiy, Allah Teâlâ'nın dilediği şeyleri peygamberlerine, mahiyeti bizce tam bilinemeyen bir yolla bildirmesi, Allah'la elçisi arasında bir çeşit gizli ve süratli haberleşme, Allah'ın elçisinin kalbine indirdiği şey demektir. Vahiy bir haldir, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu yaşayan peygamber bilir. O, Allah'la peygamberi arasında bir sırdır. Ancak vahyin gelişşekilleri ve peygamberde meydana getirdiği etkiler ashap vasıtasıyla bilinmektedir.
Vahiy ile, kalpte beliren bilgi demek olan ilham arasında fark vardır. Va­hiy peygambere gelir, Allah tarafından korunur ve gözetim altında peygam­bere ulaşır. Peygamber vahyi alırken bilinci yerindedir. İlham ise korunmuş değildir, yanılma payı vardır ve bilinç dışı olarak Allah'ın sevgili kullarının kalbinde beliriverir.
Vahyin nasıl bir olay olduğunun ve mahiyetinin insanlarca bilinemeyişi ve algılanamayışı, vahiy olgusunu inkâr etmeyi gerektirmez. Çünkü bugün pozitif bilimlerin özellikle parapsikolojinin ilgilendiği metapsişik olaylar, var­lığı kabul edilen fakat net ve bilimsel olarak açıklanamayan olaylardır.
Yüce Allah bir âyette vahiy ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle dilediğini vahyeder..." (eş-Şûrâ 42/51).
Hz. Peygamber'e vahiy şu şekillerde gelmiştir:
1.      Doğru rüyalar. Peygamberimiz’in gördüğü rüyalar, daha sonra gerçek hayatta aynen meydana gelirdi.
2.     Peygamberimiz uyanıkken, Cebrâil tarafından vahyin onun kalbine bırakılmasıdır. Şu âyet bu çeşit bir vahiyden söz etmektedir: "Onu, uyaran­lardan olasın diye, Cebrâil, apaçık Arapça'yla senin kalbine indirmiştir" (eş­Şuarâ 26/193-195).
3.     Cebrâil'in insan şekline girerek getirdiği vahiy, vahyin en kolay şekli­dir. Cibrîl hadisi diye meşhur olmuş hadis bu yolla gelmiştir.
4.      Cebrâil, görünmeden çıngırak sesine benzer bir ses halinde vahyin gelme­sidir. Bu çeşit vahiy, Hz. Peygamber tarafından vahyin en ağır şekli olarak nite­lenmiştir. Kendisinde tehdit ve korkutma olan âyetler bu çeşit vahiyle gelmiştir. Bu çeşit vahiy gelirken, Hz. Peygamber son derece heyecanlanır, titrer, çok so­ğuk günlerde dahi terlerdi (Buhârî, “Bed’ü'l-vahy”, 2).
5.     Cebrâil'in Hz. Peygamber'e uyku halinde getirdiği vahiydir. Bu tür vahiyle alınan söz Kur'an değildir.
6.      Cebrâil'in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiydir. Bu şekliyle vahiy iki defa gerçekleşmiştir. Birincisi peygamberliğinin ilk günü Hira'da iken, ikin­cisi de mi‘racda meydana gelmiştir: "Andolsun ki, onu bir diğer defa da sidretü'l-müntehânın yanında gördü" (en-Necm 53/13-14).
7.      Vahyi, Hz. Peygamber'in doğrudan Allah'tan alması veya perde arka­sından Allah'la konuşması şeklinde gerçekleşen vahiydir. Mi‘racda gerçek­leşmiştir.
 
ANA SAYFADini FORUM *Yeni*DİNİ BLOG *Yeni*KUR'AN MEALİAYETLER - SURELERHADİSLER - HADİS ARAMAKUR'AN-I KERİMTEMEL BİLGİLER - İLMİHALMAKALELER VE YAZILARZİYARETÇİ DEFTERİDİNİ ANKETLER


BİR AYET

"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."
(Âl-i İmrân 3/57)

HADİS KÖŞESİ

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "(Namazın) sünnetlerinden biri namazda (sağ) avucu (sol) avuç üzerine koyup, her ikisini birlikte göbeğin altına yerleştirmektir."
Rezin ilavesidir. Ebu Davud, Salat 120, (756).

BİR SÖZ

Sabır iki türlüdür: istemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek ve sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.
(Hz. Ali r.a.)
MultiSMART Cloud Hosting
Kur'an | Kuran | Ayetler | Hadisler | Kur'an Meali | Nazar Duası | Felak Suresi | Nas Suresi | Site Haritası (Sitemap) | İletişim
Dizayn: .:: Web Site Yönetim Yazılımı - Ferdi Korkmaz ::.
Markum.Net - Hosting  Sitemizin hostingi sponsorumuz olan markum.net tarafından sağlanmaktadır.
Facebook Logo



Youtube



Instagram


@KuranveAyetler