"Sizin En Hayırlınız Kur'ân-ı Öğrenen ve Öğreteninizdir"
(Hadisi Şerif)
İnternetteki En Güvenilir Bilgi Kaynağınız.
Hicri: 8 Zilkade 1435
Miladi: 2 Eylül 2014

SAYFAMIZI BEĞENİN
Kur'an Sitesi Ey Rabbim! Helâl kıldıklarını bana kâfi kılarak haram kıldıklarından beni muhafaza et,
beni fazlınla senden başkasına muhtaç etme.
ANA SAYFA
KUR'AN MEALİ
AYETLER - SURELER
HADİSLER - HADİS ARAMA
KUR'AN-I KERİM
PEYGAMBERİMİZ
İLMİHAL BİLGİLERİ
MAKALELER VE YAZILAR
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİNİ ANKETLER
RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI
NAMAZ BÖLÜMÜ
TEMİZLİK VE ABDEST
ASHAB-I KİRAM
ORUÇ VE RAMAZAN AYI
AHİRET VE AHİRET HAYATI
İL İL NAMAZ VAKİTLERİ
DİNİ SÖZLÜK
NAMAZ VAKİTLERİ
İL İL NAMAZ
VAKİTLERİ
İÇİN TIKLAYIN
ZİYARETÇİ DEFTERİ
ZİYARETÇİ
DEFTERİ
*Yeni*
Görüş ve Düşüncelerinizi
Bizimle Paylaşın
ANKETLER
DİNİ ANKET
BÖLÜMÜ
 
*** WEB SİTEMİZİN AMACI VE HEDEFİ ***
İnsanlarda kitap okuma alışkanlığının olmadığı ve internetin de bu kadar yaygınlaştığı günümüz koşullarında, insanlara doğru bilgi edindirecek web sitelerinin yaygınlaşmasının gerektiği görüşündeyim. Müslümanım diyen birinin müslüman olmayı gerektiren konuları bilmemesi veya başkalarından duyarak eksik bir bilgiyle hayatını idame ettirmesi çok üzücü bir durum. Medyanın ve internetin bu kadar çok yer teşkil ettiği günümüzde bu bilgileri insanlara sunmak için çaba gösterilmemesi çok üzücü, islamiyeti yayma ve öğretme yolunda herkesin elinden geldiği kadar bir çaba göstermesi gerekmektedir. Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde "Sizin en hayırlınız Kur'ân-ı öğrenen ve öğreteninizdir" buyurmuştur. Bizlerde Yüce Allah'ın Kur'ân-ı Kerim ve peygamberimiz aracılığıyla bizlere bildirdiklerini öğrenmeliyiz ve öğrendiklerimizi çevremizdeki insanlarla paylaşmalıyız. Bu sayede Allah'ın izniyle Peygamberimizin "En Hayırlınız" diyerek buyurmuş olduğu kullar arasında olabilelim. Allah herkese nasip etsin ve bizi hidayete erenlerden eylesin. (Amin)
İnsanlara Kur'ân hakkında bilmediklerini ve öğrenmek istedikleri bütün konuları ulaştırmak için girdiğimiz bu yolda herkesten yardımlarını bekliyoruz. Elinizde bulunan veritabanı, yazı, makale, program vb. kullanılabilecek materyalları mail adresi üzerinden bize gönderebilirsiniz.
Lüften bize site hakkındaki düşüncelerinizi, sitemizde bulunmasını istediğiniz konuları, siteyi daha iyi bir hale nasıl getirebiliriz bunun gibi görüşlerinizi bildirin.
Yardımlarını esirgemeyen herkesten Allah razı olsun.


*** ANKET ***
Kur'an-ı Günlük Yaşantımızda "En Çok" Hangi Amaç İçin Okuyoruz?
Açıklama: Bu anketin yapılış amacı Kur'an-ı Kerim'in günlük yaşantımızda çoğumuz tarafından "En Çok" hangi amaçla okunduğunu saptamaktır. Anketi cevaplarken lütfen "En Çok" hangi amaçla okuyorsanız onu seçiniz. Burdaki cevapların hepsini günlük yaşantımızda zaten yapmamız gereklidir. Bizim vurgulamak istediğimiz "En Çok hangi amaçla okuduğumuz".
     Anket Sonuçlarını Görmek İçin Tıklayın

*** MAKALELERDEN ŞEÇMELER ***
Kuran'ı Anlayarak Okuyabiliyormuyuz?
Kur'an-ı Arapça olarak okumak ve dinlemekte bir ibadettir. Burda belirtmek istediğimiz Arapçayı öğrenip Kur'an-ı anlamak değil, mealler ve tercemeler aracılığıyla Kur'an'da belirtilen hükümleri öğrenmeye çalışmamızdır. Bir çoğumuz Arapça yazıyı okumakta zorlandığı için sadece aklında kalıp ezberledikleriyle yetinmektedir. Bu ve bunun gibi sebepleri bir kenara bırakıp Kur'an'da belirtilen hükümleri öğrenmemiz gerekmektedir. Buda meal ve tercemelerin okunmasıyla mümkün olacağından bunları bol bol okumamız gerekmektedir. Türkçe meal ve tercemelerin de okunması sevap olacağından buda bir anlamda ibadettir.

Kader Alnımıza Yazılanlar mı? Yoksa Yaptıklarımızın Karşılığı mı?
Sende çok iyi biliyorsun ki elde ettiğin her şey senin kendi iradenin sonucunda yaptıklarının karşılığıdır. Kaderi kendi tanımınla geçmişte yaşadıkların olarak görüyorsun. Geçmişe dönüp bunları düzeltmek mümkün değil bunlarla beraber yaşamakta çözüm olmuyor. İleride yaşayacağın kaderin ne olduğunu da bilmiyorsun iyi mi kötümü. Sen ne istersen nasıl istersen o şekilde olur. Mademki bilmiyorsun göremiyorsun hatta tahmin bile edemiyorsun o zaman sen iyi olmasını istiyorsan iyi olması için çaba sarf et o zaman iyi olduğunu göreceksin. Bazen kötü şeylerde istenmeyen şeylerde olacak ki o zaman iyi olanın farkında olabilesin. Sen çalıştın da karşılığını başkası mı aldı, ne için çalıştın da faydasını veya zararını görmedin.


*** SİTEMİZDEKİ KONULARDAN SEÇMELER ***
Cuma Namazının Farz Olabilmesi İçin Gereken Şartlar
Cuma namazının farz olabilmesi için belli birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu şartlar vücûb şartları ve sıhhat şartları olmak üzere iki çeşittir. Vücûb şartları, cuma namazı kılmakla yükümlü olmanın şartlarıdır; sıhhat şartları ise kılınan namazın sahih yani geçerli olmasının şartlarıdır. Sıhhat şartları yerine cuma namazının edasının şartları da denilir. Aşağıda vücûb şartları ve sıhhat şartları ayrı ayrı sayılıp açıklanacaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, aşağıda sıhhat şartları arasında sayılacak şeylerden üçü (ki bunlar; a) Vaktin girmiş olması. b) Devlet başkanının hazır bulunması veya izni ve c) Bulunulan yerin şehir veya şehir hükmünde olmasıdır), esasen hem vücûb hem sıhhat şartlarıdır. Zira bu şartları ileri sürenlere göre bunlardan biri bulunmadığında cuma namazı kişiye farz olmayacağı gibi, kılması halinde geçerli de olmaz.Devamı
 
Gusül (Boy Abdesti)
Fıkıhta abdeste küçük temizlik, abdest almayı gerektiren hallere küçük kirlilik (hades-i asgar), gusle büyük temizlik, guslü gerektiren hallere de büyük kirlilik (hades-i ekber) denilir. Guslün Türkçe'deki bir başka adı da boy abdestidir. Kur'an'da "Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin" (el-Mâide 5/6) buyurularak cünüplük halinden kurtulmak için guslün gerekliliği bildirilmiş, ayrıca hayzın (ay hali) kadınlar için mazeret hali olduğu belirtilerek gusledip te­mizleninceye kadar onlarla cinsel ilişki kurulması yasaklanmıştır (el-Bakara 2/222).Devamı
 
Ba's (Öldükten Sonra Tekrar Dirilme)
Ehl-i sünnet inancına göre tekrar diriliş, hem beden hem de ruh ile ola­caktır. Buna göre insan, öldükten ve çürüdükten sonra, Allah, onun bede­nine ait aslî parçaları bir araya getirecek (veya benzerini yaratacak) ve ruhu buna iade edecektir. Kur'ân-ı Kerîm'deki "Şüphesiz âyetlerimizi inkâr eden­leri gün gelecek bir ateşe sokacağız. Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe derilerini başka derilerle değiştiririz ki, acıyı duysunlar..." (en-Nisâ 4/56)Devamı
 
Namazın Sünnetleri
Sünnet, Hz. Peygamber'in devamlı olarak yaptığı ve bir mazeret olmak­sızın terketmediği veya mazeretsiz nâdiren terkettiği şeydir. Namazda Sübhâneke duasını okumak, eûzü çekmek bu mânada sünnettir. Sünnetin yapılmasına sevap olmakla birlikte terkedilmesine ceza (ikab) yoktur; sadece kınama ve sitem (itâb) vardır. Namazın sünnetleri, namazın vâciplerini ta­mamlar, onlardaki kusurları telâfiye ve fazla sevaba vesile olur. Sünnetlere riayet etmek ve devam etmek Hz. Peygamber'e muhabbetin bir nişanesi sayılır.Devamı
 
Namazların Kazası
Bir namazı vaktinde kılmaya eda, vaktinden sonra kılmaya kazâ denir. Vaktinde kılınamayan namaza fâite çoğulu fevâit denir ki, vakti içinde yakalanamamış namaz anlamındadır. Vaktinde kılınamamış namazı ifade için "kaçmış" anlamındaki fâite kelimesinin kullanılmış olması, bir müslümanın namazı kasten terketmeyeceğini, vakti içinde eda edeceğini, ancak uyuma ve unutma gibi elde olmayan nedenlerle namazın "kaçmış" olabileceğini hissettirmesi bakımından manidar bir seçimdir.Devamı
 
Namazın Rükünleri
İftitah "başlamak, kapıyı açıp girmek" anlamındadır. İftitah tekbiri (tahrîme), namaza başlarken alınan tekbir olup "Allahüekber" cümlesini söylemektir. İftitah tekbiri, bütün mezhep imamlarına göre farz olmakla birlikte Hanefî imamlar bunu rükün değil şart olarak, diğer üç mezhep imamı ise rükün olarak değerlendirmiştir. Kıyam "doğrulmak, dikelmek, ayakta durmak" demektir. Namazı oluş­turan ana unsurlardan biri olarak kıyam, iftitah tekbiri ve her rek‘atta Kur'an'dan okunması gerekli asgari miktarı okuyacak kadar bir süre ayakta durmak anlamına gelir.Devamı
 
Namazı Bozan Şeyler
Namazın rükünlerinden veya şartlarından herhangi birinin eksikliği durumunda namaz bozulur. Namazın bozulmuş olacağı fâsid veya bâtıl tabirleriyle ifade edilir. Rükün ve şartların eksikliği dışında ayrıca kaçınılması, yapılmaması gereken bazı durum ve davranışlar vardır ki, bunların hepsine birden “müfsidât-ı salât” (namazı bozan şeyler) denir. Namazı bozan şeyler şu şekilde gruplandırılabilir: Devamı
 
Kaza ve Kadere İman
Kader ve kazâya iman yüce Allah'ın ilim, irade, kudret ve tekvîn sıfatla­rına inanmak demektir. Bir başka deyişle bu sıfatlara inanan kimse, kader ve kazâya da inanmış olur. Bu durumda kader ve kazâya inanmak demek, hayır ve şer, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah'tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir.Devamı
 
Hz. Muhammed (s.a.s)'in Peygamberlikten Önceki Hayatı
Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı'nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke'nin doğusunda bulunan "Hâşimoğulları Mahallesi"nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları "Fil Vak'ası", Peygamberimiz (s.a.s.)'in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)'de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz (s.a.s.)'e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.Devamı
 
Ezan ve Kamet
Namaza çağrıyı sembolize eden ezan ve kamet, müslümanların gerek ibadet hayatında gerekse mûsikiden mimari ve edebiyata kadar İslâm kültür ve medeniyetinde ayrı bir önem taşmaktadır. Ezan sözlükte "duyurmak, bildirmek" anlamına gelir. İlmihaldeki anlamı ise, farz namazlar için belli vakitlerde okunan "bilinen özel sözler"dir. Ezan okuyan kişiye müezzin denir. Müslümanlığın ilk zamanlarında bugün bildiğimiz şekilde ezan okunmuyordu. Namaz Mekke döneminde farz kılındığı halde, Hz. Peygamber'in Medine'ye gelişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düşünülmemiş ve belki de cemaatle kılınmadığı için buna ihtiyaç duyulmamıştı.Devamı
 
Amel Defterlerinin Dağıtılması
İnsanlar hesaplarının görülmesi için toplandıktan sonra, kendilerine dünyada iken yaptıkları işlerin yazılı bulunduğu amel defterleri dağıtılır. Bu defterlerin mahiyeti bilinmemektedir. Amel defterleri cennetliklere sağdan, cehennemliklere soldan veya arka­dan verilir. Defteri sağdan verilenlere "ashâb-ı yemîn", soldan veya arkadan verilenlere "ashâb-ı şimâl" adı verilir. Defterin sağdan verilmesi bir müjde, soldan verilmesi ise azabın habercisidir.Devamı
 
Namaz Nasıl Kılınır, Ayrıntılarıyla Namazın Kılınışı
Namazın farz ve vâciplerine, sünnet ve âdâbına uygun şekilde kılınışına ilmihal dilinde "sıfâtü's-salât" denilir. Namaz kılacak kişi abdestli ve kıbleye yönelik olarak durup ellerini kaldırır ve niyet ederek Allahüekber der, elle­rini bağlar. Sübhâneke'llâhümme ve bihamdike ve tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke velâ ilâhe gayrük der. İmama uymuş (muktedî) değilse, Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm. Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm der ve Fâtiha'yı okur. Fâtiha'nın bitiminde âmin der, besmelesiz olarak bir sûre veya birkaç âyet okur (zamm-ı sûre).Devamı
 
Sehiv Secdesi
Sehiv "yanılma, unutma ve dalgınlık" gibi anlamlara gelir. Buna göre sehiv secdesi, yanılma, unutma veya dalgınlık gibi durumlar yüzünden namazın vâciplerinden birini terk veya tehir etme durumunda, namazın sonunda yapılan secdelere denilir. Sehiv secdeleri sayesinde namazda meydana gelen kusur ıslah edilmiş, eksiklik telâfi edilmiş olur. Namaz esnasında pür dikkat olmak ve titiz davranmak esas olmakla birlikte, çeşitli nedenlerle insanlar namazlarında yanılabilirler.Devamı
 
İmanın Tanımı ve Kapsamı
İman sözlükte, "bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, karşısındakine gü­ven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak" anlamlarına gelir. Terim olarak ise, Hz. Peygamber'i, Allah Teâlâ'dan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde (zarûrât-ı dîniyye) tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmak demektir. Buna göre; imanın hakikati ve özü kalbin tasdikidir. Kalbin tasdiki imanın değişmeyen aslî unsurudur. İmanla bilgi arasında çok yakın bir ilişki söz ko­nusudur. Her inanan kişi, neye inandığını bilir, fakat her bilme inanmayı ge­rektirmez. İnanılacak esaslarla ilgili bilgiye iman denilebilmesi için, kişinin gönlünde ve kalbinde hür iradeye dayalı bir boyun eğişin, teslimiyetin ve tas­dikin bulunması gerekir.Devamı
 
Cemaatle Namaz ve Fazileti
İslâm dini birlik ve beraberliğe büyük önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, müminlerin görüşüp halleşmelerine, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olmak gibi bir anlam taşımaktadır. "Ve sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir bölümü seninle birlikte namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar" (en-Nisâ 4/102) âyetinde Allah Teâlâ cihad sırasında korkulu anlarda bile cemaatle namaz kılmayı söz konusu etmektedir. Devamı
 
 
REKLAM ALANI
ZONGULDAK
BİLGİSAYAR
Notebook Servisi
Marka Bağımsız
Notebook Tamiri
Anakart Tamiri
Chip Değişimi
Ekran Değişimi
0372 252 52 58
Merkez
ZONGULDAK
AYET KÖŞESİ
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
(Bakara 2/188)
HADİS KÖŞESİ
Urve el-Bariki radıyallahu anhüma, "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın şu sözünü nakletmiştir: "Deve, sahipleri için bir izzet vesilesidir. Koyun ve keçi de berekettir. Hayır, Kıyamete kadar atın alnına bağlanmıştır."
BİR SÖZ
Herkes için tatlı ya da acı bir son vardır.
(Hz. Ali r.a.)
ESMA-Ü'L HÜSNA
* en-Nâfi' *
Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan... Menfaatları ve mazarratları, hayır ve şerleri yaratan Allah Teâlâ'dır. İnsana menfaat ve zararlar belli bâzı sebebler altında geliyorsa da, o sebebler o menfaat ve zararların sâhibi ve müessiri değil, birer perdesidir. Gerçekte zararın da faydanın da, hayrın da şerrin de yaratıcısı Allah'tır.
RİSALE-İ NUR'DAN
Insan der: 'çürümüş kemikleri kim diriltecek?' sen, de: 'kim onları bidayeten inşa edip hayat vermiş ise, o diriltecek.
sözler
yirmi beşinci söz
Sayfa: 346
BİR DUA
Yemekten Sonra Okunacak Dua
"Elhamdulillahillezi et'amena ve segana ve cealena müslimin." (Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah'a hamd olsun.) (Ebu Davud, At'ime:15)
Kur'an | Kuran | Ayetler | Hadisler | Kur'an Meali | Peygamberimizin Hayatı
Design: .:: Web Site Yönetim Yazılımı - Ferdi Korkmaz ::. Hosting Turkishost
Bu sitedeki veriler Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesi ve Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nden derlenerek hazırlanmıştır.